İşçi Derneği
Mimarhayrettin Mh. Bostan Sk. No:6/42, Beyazıt-Fatih,İstanbul
İşçi Derneği Danışma Hattı: 0 850 255 0 250

İŞ KAZASININ TESBİTİ DAVASI

  iş kazasının tesbiti davası konusunda 5510 sayılı kanunun 13. Maddesine göre, işveren kazadan sonra kazayı 3 gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmekte yükümlüdür. İşverenin bildirimi üzerine, bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında gerekirse kurum soruşturma yapabilir. Kurum, varacağı sonucu en geç üç ay içinde ilgililere yazı ile bildirilecektir. Sigortalı veya ölümü halinde hak sahipleri, yetkili iş mahkemesine başvurmak suretiyle kurum kararına itiraz ederek olayın iş kazası olduğunun tesbitini isteyebilirler.

İşveren hiç bildirimde bulunmamışsa sigortalı veya hak sahipleri kuruma başvurmalıdır. Kurumun 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 4. Maddesi doğrultusunda isteğe 60  gün içinde cevap vermemesi veya başvuru üzerine olayın iş kazası sayılmadığını bildirmesi durumunda, dava yolu ile iş kazasının tesbiti için iş mahkemesine de başvurabilir. SGK’na başvuru bir dava şartı olarak düzenlendiğinden, iş kazasının tesbiti davası açılmadan önce SGK’na iş kazasının tesbiti için başvuruda bulunmak şarttır.

Sigortalının veya hak sahiplerinin açacağı iş kazası ve meslek hastalığının tesbiti davası, işveren ile birlikte SGK'nun da hasım olması gerekir. Sigortalı veya hak sahiplerinin iş kazasına dayanan maddi veya manevi tazminat davalarında, iş kazası işverence kuruma bildirilmiş olmasına karşın kurumun yaptığı soruşturmada olayı iş kazası saymadığı veya işverenin kuruma hiç bildirimde bulunmadığı anlaşılırsa, tazminat davasını gören mahkeme iki şekilde hareket edebilir.

  1. İş kazasını ön sorun olarak tazminat davasında çözebilir.
  2. Davacı tarafa iş kazasının tesbiti için önce SGK’na başvurmak ve başvuru sonucuna göre iş kazasının tesbiti davası açmak üzere süre vererek dava sonucunu bekleyebilir.

iş kazasının tesbiti davası Hakimin, ön sorunu çözmesi için zorunlu hasım olarak kurumu davaya dahil ettirmesi gerekir. İş kazasının tesbiti için davada husumet SGK’na yöneltilmeden önce, sigortalı veya hak sahiplerinin iş kazasının SGK’ca tesbiti için SGK’na başvuruda bulunduklarının belirlenmesi gerekir. İş mahkemesi, İş Mahkemeleri Kanununun 4. Maddesindeki dava şartını gözetmelidir. Ancak, bu durumda iş kazası tesbiti hükmünü kesinleşmesinden sonra sigortalı veya hak sahiplerine gelir bağlanacağından ve iş kazası kolundan bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin tazminattan düşülmesi gerektiğinden, bağlanacak gelirlerin kurumdan farazi olarak sorularak veya bilirkişiye tesbit ettirilerek tazminattan düşülmesi gerekir.

Kurumca, bağlanması gereken gelirin, sigortalının kazancına göre belirlenmesi gerektiğinden ve kurumun gelir konusunda bir tesbiti olmadığından varsayıma dayalı olarak sağlıklı bir şekilde ilk peşin sermay değerinin tesbiti de pratikte pek mümkün olmaz. Mahkemenin ön sorun olrak iş kazasını tesbiti davasını çözmeye çalışması yerine, davacı tarafa süre vermesi yukarıdaki sakıncaları gidermek açısından daha uygun olur. iş kazasının tesbiti davası kamu düzeni ile ilgili olduğundan, hakim gerektiğinde tarafların göstereceği deliller yanında kendisi de resen deli toplamalıdır.

5510 sayılı Kanun sistemine göre; hizmet akdi ile çalışmayan, bu nedenle uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalı sayılmayan bazı kişiler, meslek hastalıkları ve iş kazaları ve analık sigortasına tabidirler. Bu kişilerde, iş kazasının tesbitini dava edeilirler. Bu kişilerin iş kazası veya meslek hastalığının tesbitine yönelik davaları, 5510 sayılı kanunun 101 maddesin uyarınca iş mahkemelerinde görülür. Örneğin, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan mahkûm veya tutuklular, 3308 sayılı Meslek Eğitim Kanunun kapsamında olan çıraklar, aynı kanun kapsamında işletmelerde eğitim gören stajyer ve öğrenciler ile Türkiye İş Kurumu kursiyerleri.

Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamamış ülkelerde Türk işveren yanında çalışan Türk vatandaşı işçiler 506 sayılı kanunun uygulama zamanında topluluk sigortasına tabi olarak uzun vadeli sigorta kollarından prim ödediklerinden meslek hastalığı ve iş kazası sigorta koluna tabi değildiler. Bu nedenle, bu kişilerin iş kazasının tesbitine yönelik davalarında Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet dşmüyordu. Sadece işverenleri yönünden iş kazasının tesbiti davasın açmaları mümkündü. 5510 sayılı kanun 4/a maddesinde bu kişiler kısa vadeli sigorta kollarından Türkiye’de  sigortalı saydığından, 01.10.2008 tarihinden sonra meydana gelen iş kazalarında, bu kişiler işverenleri ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunu dava ederek iş kazasının tesbitini işteyebiliriler.

Yurt dışına Türk işveren tarafından geçici görevle gönderilen işçilerde, 506 sayılı kanunun uygulama zamanında olduğu gibi, 5510 sayılı kanuna göre de tüm sigorta kollarına tabi olacaklarından, doğal olarak iş kazasının tesbitini dava edebilirler.

MESLEK HASTALIĞININ TESBİTİ

Kural olarak meslek hastalığı ancak hekim raporu ile tesbit edilir. Genel olarak, 11/10/2008 tarihli, 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekli listede hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı açıklanmıştır.

Meslek hastalığının tesbiti davası hizmet tesbiti davası niteliğinde değildir. Bu nedenle davada hem işverene hem de Sosyal Güvenlik Kurumuna husumetin yöneltilmesi gerekir. Meslek hastalığı Kurumca tesbit edilmiş olmasına karşın, taraflar arasında bu hastalık sonucu oluşan işgöremezlik oranı üzerinde anlaşmazlık varsa, bu konu 5510 sayılık Kanunun 95. Maddesindeki prosedüre göre çözümlenecektir. Bu davada sigortalının davacı olması durumunda da hem işveren hem de Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet yöneltilmelidir.

İşveren de meslek hastalığı tesbitine veya işgöremezlik oranına karşı dava açabilir işverenin açacağı davada da, hem sigortalıya hem Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet düşer. Sigortalı, tüzükte yer almayan bir hastalığın meslek hastalığ olduğunun tesbitini dava yolu ile isteyebilir. Dava açmadan önce 7036 sayılı İş Mahkemelerin Kanununun 4. Maddesine göre kuruma başvurmak gerekir.

Bu tür bir davada, SGK  ve işveren birlikte davalı olarak gösterilmelidir. 5510 sayılı kanunun 14. Maddesi hükmüne göre, bu konudaki uyuşmazlık öncelikle Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Yüksek Sağlık Kurulu raporu SGK’nu bağlarsa da, sigortalıyı bağlamaz. Bu konuda, 28.6.1976 gün ve 6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Mahkeme, Yüksek Sağlık Kurulu kararlarına karşı itiraz halinde Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulundan rapor alarak ve gerektiğinde Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alarak sonuca gidebilir.

Alınacak sağlık kurulu raporunun hükme esas alınabilmesi için, raporun belirlenen hastalığın işyeri koşullarından dolayı meydana geldiğini ortaya koyması gerekir.

Sorunu Sor

Adınız Soyadınız *
Your Email address
Mesaj Konusu
Telefon Numarası *
Mesaj Detayı *

* ile işaretlenmiş alanlar zorunludur